Sağlık Kurumları Yöneticiliği bölümünden mezun olduktan sonra ağırlıklı olarak Hasta Hizmetleri operasyonunu yönetmekten keyif alan Esin Kapısız, yöneticilerinin takdiri gereği mecburen hastane müdür yardımcısı ya da kalite direktörü olarak çalışmak zorunda kalmıştır : ) Esin Hanım’ı Hasta Hizmetleri Yönetimi’nden uzaklaştırmak gerçekten kolay değildir; zira her seferinde soluğu Hasta Hizmetleri Direktörlüğü’nde almıştır. Son dönemde Operasyon Müdürü olarak 4 şubesi olan bir Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği markasının yöneticisiyken networkünün ısrarlarına dayanamayıp danışmanlık yapmaya başlamıştır. Sağlık turizmi teşvikleri de ondan sorulur, hasta memnuniyeti analizleri de ondan sorulur, hasta hizmetleri departmanının turnover performansı da ondan sorulur. Çok konuşmaz, çok konuşandan hoşlanmaz. Stres yönetimi konusunda harikadır, konuşarak paylaşmadığı stresini voleybol topuyla hayatından uzaklaştırır.
Çalışma arkadaşlarından dinleyelim:
Ayşe Hanım: Beyaz bir ceketle hastaneye ilk girdiği günü düşünüyorum bir de şirketi kurarken ona telefon açıp “Hadi!” dediğim günü… Ülkenin önde gelen hastanelerinden birinin kapısından “kendi doğrusu”na uyum sağlamayan koşullar sebebiyle hiç düşünmeden çıkıp gittiğini biliyorum ve garipsemiyorum. Çalıştığı markanın şube sayısını arttırırken olmaz denenleri oldurduğunu, hastanesinin hasta memnuniyeti grafiklerinin kutlamalara sebep olduğunu, birlikte çalıştığı hekimlerin kendi yatırımlarında yönetici olarak ondan başkasını düşünmediğini biliyorum ve garipsemiyorum. İdealist ve mükemmeliyetçi bir sağlık yöneticisi olacağından hiç şüphe duymadım. Ne mutlu bana. Şimdi tekrar birlikteyiz, tabi ki tekrar birlikteyiz...
Billur Hanım: İki ya da üç kelimelik cümleleriyle çok konuşma gürültüsüne son veren bir yönetici kolay bulunmayacaktır; bu sebeple birlikte çalıştığı marka sahiplerinin onun gidişinden duyduğu üzüntüyü anlıyorum.. Gece üçte kriz çıksa Acil Servis’tedir, sabah sekizde yine görevinin başındadır. Onun ağzından “Kaç kere söyledim bunu.” tarzı cümleler duyulmaz zira ikiden fazla söylemez. Beyaz ceketiyle çalışır, parmak ucunda yürüse topuk sesi duyulur öyle disiplinlidir. Buraya yazılanlardan rahatsız olacağından çok eminim çünkü iltifat kabul etmez. Sesini duyabiliyorum: “Lise yıllığına döndü burası.” : ) Yapılan işten emin olma ve işi yapana güven duyma özgürlüğü sağladığı için ne kadar teşekkür etsek az!